Anasayfa / Dünya / K. Kore ile ABD barışır mı?

K. Kore ile ABD barışır mı?

ABD Başkanı Trump ile KDHC (Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti-Kuzey Kore), 12 Haziran günü Singapur’da düzenlenen zirvede, “kalıcı ve istikrarlı barış” sözü verdiler.

Görevdeki bir ABD ve KDHC liderlerinin ilk kez biraraya geldiği, bu yanıyla da “tarihi” önem taşıyan zirvede imzalanan metnin tamamı kamuoyuna açıklanmadı. Zaten zirvede bir “barış anlaşması”ndan çok, iki tarafın da farklı saiklerle mecbur kaldığı “geçici ateşkes” sözkonusuydu.

Basına verilen anlaşma maddeleri ise, daha genel-geçer ifadeler içeriyor. İki ülkenin de Yarımada’da “kalıcı ve istikrarlı bir barış için ortak çaba” göstermesi, Yarımada’nın “nükleer silahlardan tamamen arındırılması yönünde çalışması” gibi “niyet” ifade eden sözler ve “savaş esirlerinin iadesi” gibi zaten yapılması zorunlu maddeler var; ama ABD’nin temel talebi olan “tam, teyit edilebilir ve geri dönüşü olmayan silahsızlanma” konusu metinde yer almıyor.

 

Önce “Kore’ler” barıştırıldı

Haziran ayında Trump devreye girmeden önce, Mayıs ayı başında ABD’nin ve Çin’in önayak olmasıyla Güney ve Kuzey Kore devlet başkanları biraraya gelerek bir “barış” görüşmesi yaptılar. İki ülkenin sınırındaki bir kasabada yapılan zirvede, “Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılması, barış ve birleşme” hedefli bir deklarasyon açıklandı.

Emperyalistlerin müdahalesiyle 1950-53 savaşından bu yana parçalanmış, bir sınırın iki yakasına bölünmüş bir halkın acıları, yine emperyalistlerin denetiminde bir medya gösterisine alet edildi.

Kuzey ve Güney Kore’ler, bugüne kadar çeşitli defalar “barış” için biraraya geldiler. 1970’lerdeki görüşmeler sonuçsuz kaldı. 1990’larda Kuzey Kore ciddi bir kıtlık ile yaşadığında, Clinton yönetimi “nükleer programı sonlandırma karşılığında gıda ve enerji yardımı” sözü vermiş; açıkça Kuzey Kore halkının açlığını pazarlık konusu yapmıştı. Üstelik sonrasında bundan da vazgeçmişti. 2000 yılında ve 2007’de yeniden girişimler olduysa da, emperyalistlerin güç dengeleri bir sonuca varmayı engelledi.

Güney Kore’de ABD askeri ve nükleer varlığının bulunması, Kuzey Kore’nin ise 2017 yılında nükleer deneme yapmış olması, emperyalistlerin durumu kontrol altına alma çabasını hızlandırdı.

 

Barış’ı kim istiyor

Bugün yeniden başlatılan görüşmelerde “barış” isteyen asıl taraf Çin ve Rusya.

ABD barış yapılmasını istemiyor, çünkü Güney-Kuzey barışırsa, Güney Kore’nin ABD’nin nükleer korumasına ve 28 bin ABD askerine ihtiyacı kalmayacak. Dünya üzerindeki hegemonyasını askeri gücü ile sürdürmeye çalışan ABD, Çin ve Rusya’nın burnunun dibindeki bu çok önemli askeri üssündeki varlığını açıklayamaz hale gelecek.

Rusya ve Çin ise, bölgede kendi ekonomik hegemonyalarını güçlendirmek için, savaş riskinin azaldığı, bölge sorunlarının stabil hale getirildiği bir ortama ihtiyaç duyuyor. Çin, “Kore barışını”, kendisi için hayati önem taşıyan ve Asya-Avrupa-Afrika kıtalarını bir ağ gibi saran “Yeni İpek Yolu Hattı-Kuşak ve Yol Girişimi”nin önemli bir parçası olarak görüyor. Rusya ise, Trans-Sibirya’dan Kuzey ve Güney Kore’leri bağlayarak geçip Asya-Pasifik’e açılan tren yolu ve enerji hattı projelerinin önünde bir engel görüyor Kore Yarımadası’ndaki siyasi sorunları. Ve Güney Kore’deki ABD askeri-nükleer varlığı, Rusya ve Çin açısından kendilerine dönük ciddi bir tehdit olarak ele alınıyor.

ABD’nin, istemediği halde masaya oturmasının sebebi ise farklı. Sadece Çin’le değil, Kanada ve AB gibi en yakın “dost”larıyla da ticaret savaşına girişen, G-7 zirvesinde deklarasyonu imzalamayan, Macron’un   “G-6, 1’den büyüktür” açıklamasına maruz kalan ABD’nin, bir “başarı öyküsü”ne ihtiyacı var. Obama’nın başarı öyküsü ve “barış” sembolü İran ile nükleer anlaşma olmuştu. Trump da kendi başarı öyküsünü Kore’lerin barışı ve Kuzey Kore ile anlaşma yapılması üzerinden oluşturmaya çalıştı.

* * *

Zirvenin ardından Kuzey Kore nükleer denemeleri yaptığı alanı imha ettiğini duyurdu; ABD ise Güney Kore ile ortak askeri tatbikatı iptal ettiğini…

Ancak bu gelişmeler, Kore Yarımadası’nda “barış” yolunda ilerleme sağlandığı anlamına gelmiyor. Tarafların her biri, kendi sıkışma noktalarında zaman kazanmaya, gerilimin azaltılmasına ihtiyaç duyuyor.

Bu yazılara da bakabilirsiniz

Savaşa ve faşizme karşı ZAFER DİRENEN EMEKÇİNİN OLACAK!

  Savaşın boyutları ve çapı genişliyor. Trump’ın başta Suudi Arabistan olmak üzere Arap ülkelerine yaptığı …

pdd-arka-logo

Trump Ortadoğu’yu karıştırdı

Trump daha göreve başlamadan önce, ABD’nin dış politikasında önemli değişmeler yaşanacağı ifade ediliyordu. Buna göre, …