Anasayfa / Dünya / Krizsiz tek sistem: SOSYALİZM

Krizsiz tek sistem: SOSYALİZM

Bir kez daha hem ülkemizde hem dünyada kapitalist sistemin krizi yaşanıyor. Önceki yıllarda ortalama 10 yılda bir gerçekleşen krizler, giderek sıklaştı, süreklileşti. Kapitalist sistemin krizsiz yaşayamadığı defalarca kez kanıtlandı. Keza krizsiz tek toplumun sosyalizm olduğu da tarihsel bir gerçek olarak duruyor. 1917  Ekim Devrimi’nden sonra ilk sosyalist devlet olarak kurulan Sovyetler Birliği’ndeki yaklaşık 20 yıllık sosyalizm deneyimi bunu somut olarak ortaya koydu. Kapitalizmin en büyük bunalımı olarak tarihe geçen 1929 bunalımı sırasında, emperyalist-kapitalist dünya ile sosyalist Sovyetler Birliği arasındaki fark, gece ile gündüz gibi ayrıştı.

Komünist Enternasyonal (Komüntern) Yürütme Komitesi 11 Nisan 1931 tarihinde yaptığı toplantıda, bu farkı somut delillerle ortaya koydu ve Komüntern’e sundu. Unutturulmaya çalışılan sosyalizmin başarılarını hatırlatmak ve krizsiz bir dünyanın olabileceğini göstermek bakımından son derece önemli olan bu tespitlerin, konumuzla ilgili bölümlerini yayınlıyoruz.

* * *

Son yıllarda tarihteki en büyük iktisadi kriz olarak ortaya çıkan kapitalizmin genel krizi ile Sovyetler Birliği’ndeki (SB) sosyalist inşanın muazzam atılımı, yükselen sosyalizm ile batan kapitalizm arasındaki çelişkileri şimdiye kadar olmadık kesinlikle ortaya çıkardı. Şu anki uluslararası ilişkilerin esas akışını oluşturan bu zıtlık, emperyalist dünya içindeki çelişmelerin gelişimine de tesir etmektedir…

1-Kapitalist ülkelerde kriz gelişmektedir. a) üretimin durdurulamayan gerileyişi, b) geniş halk yığınlarının fakirleşmesi sonucu tüketimin azalması, iç pazarın daralması, c) dış ticaretin korkunç gerileyişi.

SB’de bir krizden bahsedilemeyeceği gibi, kapitalist ülkelerin hiçbir zaman yaşamadığı bir ekonomik atılım yaşanmaktadır. Endüstriyel inşanın 5 yıllık planı zamanından önce gerçekleştirilmiş, bir sürü dalda aşılmıştır. Sosyalist rekabet ve en modern teknik sayesinde verimlilik artmış, yığınların tüketim harcamalarında muazzam artış kaydedilmiştir.

2- Kapitalist ülkelerde tarımsal ürünlerin fiyatlarında düşüşü, yüksek vergi, kesinti, kira ve borçlar sayesinde tam bir tarımsal kriz yaşanmakta, geniş köylü yığınları yoksulların sınırına itilmektedir.

SB’de işçi sınıfı önderliğinde yoksul köylü ve orta köylülerin kolektifleşme yoluna sokulmasıyla tarım muazzam bir atılım kaydetmiştir. Kolektifleşme çok kısa zamanda tamamlanmış, Makine-Traktör İstasyonları kurulmuş ve köylülüğün maddi, manevi yaşam seviyesi yükselmiştir.

3-Kapitalist ülkelerde krizin bütün yükünü emekçiler çekmektedir. Kitlesel işten çıkarmalar, işsizlik, ücretlerin düşürülmesi, vergilerin yükseltilmesi vb. sürekli gündemdedir. Tarihte görülmemiş biçimde 35 milyon kişi işsizdir. Ölüm oranı, fuhuş, ve intiharlar sürekli artmaktadır. Sermayenin saldırısı özellikle sömürgelerde korkunç boyutlara ulaşmıştır.

SB’de ülkenin sosyalist sanayileşmesi ve tarımdaki sosyalist dönüşüm, işçi sınıfının ve emekçi kitlelerin maddi ve kültürel durumunu temelden iyileştirmiştir. İşsizlik tasfiye edilmiş, sadece 1931 yılında 2 milyon yeni işçi üretime katılmıştır. Sanayide işgünü 7 saate düşürülürken, ücretler yüzde 6 artmıştır. (Önceki iki yılda ücretler yüzde 12.1 yükselmişti) Sosyal sigortalar için muazzam meblağlar birikmiş, kitlelerin yaratıcı yeteneği yükselmiş, sosyalist çalışmanın yeni biçimlerini ortaya çıkarmıştır.

4-Kapitalist ülkelerde dünya iktisadi krizi, hem burjuva diktatörlüğünün örtülü biçimi olan burjuva demokrasilerinde, hem de burjuva diktatörlüğün açık biçimi olan faşizmde, hakim sınıfların siyasal gericiliğinin korkunç yükselmesine yol açmıştır. Bu durumdan kurtulmak için burjuvazi, faşist çeteler örgütlemekte, işçi örgütlerini ve diğer devrimci örgütleri dağıtmakta, işçilerin, emekçi köylülerin elinden toplanma, basın vb. gibi özgürlükleri almaktadır.

SB’de sömürücü sınıfların kökünün kalıntıları temizlenmekte, proleter demokrasi en geniş biçimiyle uygulamaktadır. İşçi ve köylülerin geri kalmış katmanlarının kültürel ve siyasal seviyesi muazzam yükseltilmiştir. Sovyetlerde, sendikalarda, fabrikalarda ve hayatın her alanında siyasal aktivite ve yaratıcı inisiyatif yeşermektedir.

5-SB’deki işçi sınıfı iktidarı sağlam bir barış politikası, tüm halklarla kardeşçe ilişkilerin kurulması, silahsızlanma için kararlı mücadele, SB’deki tüm ulusların iktisadi, siyasal ve kültürel ilerleyişi demektir.

Kapitalist ülkelerde, bir avuç tefecinin diktatörlüğü olarak emperyalist devlet, en haydut karakterine kavuşmuştur. Kriz, kapitalist dünyadaki çelişkileri özellikle keskinleştirmektedir. Dünya hegemonyası için ABD ve İngiltere arasındaki mücadele; galip ülkeler ile yenik ülkeler (ilk planda Fransa ve Almanya) arasındaki mücadele; galip ülkeler arasındaki mücadele (Akdeniz ve Kuzey Afrika egemenliği için İtalya-Fransa mücadelesi)… Silahlanma ve sömürgeler alanındaki sınırlamaların kaldırılmasıyla yeni askeri ittifaklar oluşturulmuş, silahlanma yarışı tekrar başlamış, askeri harcamalar bütçenin üçte birine, bazen yarısına ulaşmış, yeni savaş filoları ve askeri uçaklar inşa edilmiş ve kimyasal savaşın hazırlıkları yapılmıştır. Bu yüzden sömürgelerdeki ve bağımlı ülkelerdeki emperyalist baskı daha da katmerlenmiştir.

Dünya emperyalist sisteminin tüm çelişkilerini daha da keskinleştiren burjuvazinin emperyalist politikası, yeni bir savaş tehlikesini artırmakta ve bu çelişkilerin varlığı şartlarında emperyalistler, SB’ye karşı bir işgale hazırlanmakta, bu savaşla SB halklarını boyunduruk altına almayı ve SB’de tekrar kapitalizmi kurmayı amaçlamaktadırlar.

6-Dünya iktisadi krizinin yayıldığı şartlar altında sınıf mücadelesinin gelişimi emekçilerin önüme şu seçimi koymuştur: Ya burjuva diktatörlüğü ya da proletarya diktatörlüğü! Ya iktisadi ve siyasal kölelik, ya da kapitalist sömürü ve baskıya son! Ya sömürgesel baskı ve emperyalist savaş, ya da barış ve halklar arasında kardeşçe ilişkiler! Ya kapitalist anarşi ve krizi ya da anarşi ve krizi ortadan kaldıran sosyalist sistem!

 

Üçüncü Enternasyonal’de Faşizm üzerine tartışmalar-1 Dönüşüm Yayınları sf 79-82

1929 1930 1931 1932 1933
SSCB

 

ABD

 

İngiltere

 

Almanya

 

Fransa

100

 

100

 

100

 

100

 

100

129,7

 

80,7

 

92,4

 

88,3

 

100,7

161,9

 

68,1

 

83,8

 

71,7

 

89,2

184,7

 

53,8

 

83,8

 

59,8

 

69,1

201,6

 

64,9

 

86,1

 

66,8

 

77,4

Sanayi üretiminin hacmi (1929’a oranla yüzde olarak)

 

Kriz yıllarında kapitalist sistem ile sosyalist sistem

Ekonomik alanda bu yıllar, (1929-1934) dünya ekonomisinin sürekli bunalım yılları oldu. Bunalım, yalnız sanayiyi kapsamakla kalmadı, tüm tarımı da içine aldı. Bunalım, yalnız üretim ve ticaret alnında ortalığı kasıp kavurmadı; o, kredi sistemi ve para dolaşımı alanlarına da sıçrayarak, ülkeler arasında var olan kredi ve para ilişkilerini alt-üst etti. Daha önceleri şurada-burada bir dünya ekonomik bunalımının olup olmadığı henüz tartışılırken, bugün artık bu konuda bir tartışma yok, çünkü bunalım ve onun yıkıcı etkileri çok açık-seçik gün yüzüne çıkıyor. Şu anda tartışma başka bir nokta üzerinde, yani bunalımdan çıkılabilir mi, çıkılamaz mı, ve eğer çıkılabilirse, o zaman ne yapmak gerekir noktası üzerinde yürüyor.

Siyasal alanda bu yıllar, gerek kapitalist ülkeler arasındaki, gerekse bu ülkelerin kendi içindeki ilişkilerin daha da keskinleştiği yıllar oldu. Uzakdoğu’daki ilişkileri keskinleştiren, Japonya’nın Çin’e karşı savaşı ve Mançurya’yı işgali; Avrupa’daki ilişkileri keskinleştiren, Alman faşizminin zaferi ve intikam düşüncesinin üstün gelmesi; silahlanmalara ve bir emperyalist savaşın hazırlıklarına yeni bir hız veren Almanya ve Japonya’nın Milletler Cemiyeti’nden çıkması….

Ekonomik sarsıntıların ve askeri-siyasi felaketlerin azgın dalgaları arasında SSCB, tek başına kaya gibi dimdik durmakta ve sosyalist inşa ve barışın korunması uğruna mücadelesini sürdürmektedir. Orada kapitalist ülkelerde ekonomik bunalım hala ortalığı kasıp kavururken, SSCB’de gerek sanayide, gerek tarımda atılımlar sürüp gitmektedir. Orada kapitalist ülkelerde dünyayı ve nüfuz alanlarını yeniden paylaşmak için yeni bir savaş için hummalı bir şekilde silahlanılırken, SSCB, savaş tehlikesine karşı ve barış uğruna sistematik, ısrarlı mücadeleye devam etmektedir.

(…)Uzayan bu ekonomik bunalım, iç planda olduğu kadar uluslararası ölçüde de kapitalist ülkelerin siyasal durumunun şimdiye kadar görülmedik biçimde tehlikeli bir durum alması sonucunu doğurdu.

Dış pazarlar uğruna mücadelenin alevlenmesi, özgür ticaretin son kalıntılarının ortadan kalkması, koruyucu gümrük tarifeleri, ticaret savaşı, kambiyolar savaşı, damping ve daha başka bunlara benzer iktisat politikasında aşırı milliyetçiliği dışa vuran önlemler; ülkelerarası ilişkileri son derece gerginleştirdi. Askeri çatışmalara elverişli bir zemin yarattı ve dünyanın ve nüfuz bölgelerinin en güçlü devletler yararına yeniden paylaşılmasının aracı olarak savaşı gündeme getirdi.

Stalin’in SBKP(B)’nin 17. Parti Kongresi’nde (29 Ocak 1934) sunduğu siyasi rapordan…

Leninizmin Sorunları, İnter Yayınları, sf: 540-548

 

 

Bu yazılara da bakabilirsiniz

Faşizme ve tüm gericiliğe karşı TEK YUMRUK OLALIM!

Geçen sayımızın manşeti “Sefalet eken öfke biçer”di. Sefalet ekenler, öfkenin ilk belirtilerini görmeye başladı, bunun …

Krize ve faşizme karşı 1 MAYIS’TA TAKSİM’E!

Bu yıl 1 Mayıs’a yerel seçimlerin ardından giriyoruz. Uzun yıllardır ilk kez AKP’nin büyükşehirlerde kaybetmesi, …