Anasayfa / Genel / Geleceğimizin köprüsü tarihimiz

Geleceğimizin köprüsü tarihimiz

tarihimizson

1 Temmuz 1921- Çin Komünist Partisi kuruldu

 

2 Temmuz 1993- Sivas katliamı

Pir Sultan Abdal Şenliği etkinlikleri için Sivas’ta bulunan aydınlara, devlet destekli gericiler tarafından planlı bir saldırı düzenlendi. 33 aydın, Madımak Oteli’nde yakılarak katledildi.

 

4 Temmuz 1918- İlk Sovyet Anayasası kabul edildi.

 

4 Temmuz 1968- Derby Lastik fabrikası işçileri, bilinen ilk fabrika işgalini gerçekleştirdi.

 

6 Temmuz 1995-Aziz Nesin Öldü

Sivas katliamından son anda sağ kurtulan yazar ve şair Nesin, mizah kitaplarıyla ünlüdür. Toplumsal yaşamın aksayan yanlarını geniş halk kitlelerinin hoşlanacağı taşlama biçiminde yazmıştır.

 

7 Temmuz 1993- Şair-yazar Rıfat Ilgaz öldü

“Hababam sınıfı”nın yazarı Rıfat Ilgaz, “Kırılacak dal değiliz karayellerde – Savrulacak yaprak değil – Köküz, gövdeyiz ölümsüz – İzimizden gelenlerle” demiştir bir şiirinde. Ve gerçekten de öyle yaşadı ve öldü.

 

8 Temmuz 1960- Kongo’da ayaklanma

Belçika sömürgecilerine karşı başlayan ve Kongo halkının büyük katılımla desteklediği ayaklanma, kısa sürede başarıya ulaştı. Fakat sonra binlerce Belçika askerinin işgaliyle kanla bastırıldı. Devlet Başkanı Lumumba katledildi.

 

10 Temmuz 1991- Vedat Aydın öldürüldü

HEP Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın kontrgerilla tarafından kaçırılarak öldürüldü. Bu cinayetle birlikte, egemenlerin ‘yerinde infazları’ sistematik bir politika halini aldı.

 

12 Temmuz 1992- Niyazi Aydın, İbrahim Erdoğan, Hasan Eliuygun’un da aralarında olduğu 12 DS militanı katledildi

 

12 Temmuz 1949- Dimitrov öldü

Bulgaristan Komünist Partisi’nin lideri ve III. Enternasyonal’in önderlerindendir. Savaşa ve faşizme karşı mücadelenin dünya ölçüsünde verilmesinde büyük bir rol oynamıştır. Onu öne çıkaran bir diğer yönü ise, 27 Şubat 1933’te Nazi’lerin Alman parlamento binası Reichstag’ı yakıp komünistlerin üzerine atmaya kalktıkları provokasyonu boşa düşürmesi ve mahkemeyi faşizmi yargılayan bir kürsü yapmasıdır.

 

14 Temmuz 1982- Diyarbakır cezaevindeki ölüm orucunda Kemal Pir, Hayri Durmuş, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek şehit düştü.

 

14 Temmuz 1889-  III. Enternasyonal kuruldu.

 

17 Temmuz 1986- Tutsak yakınlarının ve aydınların önderliğinde İnsan Hakları Derneği İHD kuruldu.

 

20 Temmuz 2015- Suruç katliamı

Kobane’ye yardım götürmekte olan SGDF’li gençlerin Suruç’ta yaptığı basın açıklaması IŞİD’in bombalı saldırısına uğradı. 33 genç şehit düştü, onlarcası yaralandı. Bu katliam, Kürt kentlerine dönük katliamların ve imha saldırısının başlangıcı oldu.

 

24 Temmuz 1968- Öğrenci hareketinin önderlerinde Vedat Demircioğlu 6. Filo eylemlerinden sonra katledildi.

 

25 Temmuz 1991- İstanbul Paşabahçe Fabrikasında 640 işçinin işten atılmasına karşı fabrika işgal edildi.

 

27 Temmuz 1996- ÖO direnişi sonuçlandı.

Eylemde Osman Akgün, Ulaş Hicabi Küçük, Tahsin Yılmaz, Ayçe İdil Erkmen, Müjdat Yanat, Altan Berdan Kerimgiller, Hüseyin Demircioğlu, Hayati Can, Ali Ayata, İlginç Özkeskin, Aygün Uğur ve Yemliha Kaya şehit düştüler..

 

1 Ağustos 1969- Demirdöküm Fabrikası’nda işgal

İstanbul Silahtar’da Demirdöküm fabrikasında çalışan yaklaşık 2500 işçi üyesi oldukları Türkiye Maden-İş’in işveren tarafından tanınmaması üzerine fabrikayı işgal ettiler. Günlerce süren direniş sonucu sendikalarını kabul ettirmeyi başardılar.

 

2 Ağustos 1989- Eskişehir sürgünü

“1 Ağustos genelgesi” olarak bilinen uygulamalara karşı  başlatılan açlık grevlerinin 35. gününde işkenceli bir sevkle Aydın’a götürülen tutsaklardan Hüseyin Eroğlu ve Mehmet Yalçınkaya katledildi.

 

4 Ağustos 1914- I. Emperyalist paylaşım savaşı başladı.

 

18 Ağustos 1944- Ernst Thaelman katledildi

Almanya Komünist Partisi’nin önderlerinden Thaelman, Almanya’da faşizme ve ona yol açan sosyal demokratlara karşı verdiği mücadeleyle işçi ve emekçilerin kalbinde yer etmiştir. Nazi kamplarında direnişi örgütleyen bir önderdi. Kendisinin serbest kalması için Almanya’da ve dünyada kitlesel eylemler gerçekleştirildi. Alman Nazizmi yenilgisinin kesinleşmesiyle Thaelman da 18 Ağustos 1944’de idam edildi.

 

6 Ağustos 1945- Hiroşima’ya atom bombası

I. Emperyalist paylaşım savaşında ABD emperyalizmi, Japonya’nın kentleri Hiroşima’ya üç gün sonra Nagazaki’ye atom bombası attı. Bombanın etkileri yıllarca sürdü.

 

9 Ağustos 1901- Amerika yerlileri olan Kızılderililerin elindeki son topraklara da el kondu.

 

9 Ağustos 2009- Filistinli şair Mahmud Derviş  67 yaşında hayata gözlerini yumdu.

 

10 Ağustos 1942- Köy Enstitüleri kuruldu.

 

12 Ağustos 1999- Şair Can Yücel öldü

 

11 Ağustos 2008- DHKP-C’nin kurucusu ve önderi Dursun Karataş yaşamını yitirdi.

 

13 Ağustos 1913- August Bebel öldü

Almanya Komünist Partisi’nin işçi kökenli lideridir. “Kadın ve Sosyalizm” eseri ML’ye katkı niteliğindedir.

 

15 Ağustos 1975- Gençlik hareketinin önderlerinden Harun Karadeniz öldü.

 

15 Ağustos 1984- Şemdinli ve Eruh baskınları PKK bu eylemlerle gerilla savaşını başlattı.

 

19 Ağustos 1936- F. Garcia Lorca kurşuna dizildi

Yazdığı şiirlerle faşizme karşı halka direnme gücünü ve bilincini aşılamaya çalışan İspanyol şair Lorca, Franco yönetimi tarafından kurşuna dizildi.

 

21 Ağustos 1944- Varşova’da Nazi işgaline karşı ayaklanma başladı

 

23 Ağustos 1927- ABD’de işçi önderleri Sacco ile Vanzetti idam edildi.

ABD’nin Boston kentinde yapılan bir soygun sonrasında işçi önderleri Sacco ile Vanzetti tutuklandı. Olayla hiçbir ilgileri olmadığı halde, sadece işçi  ve anarşist olduklarından dolayı yargılandılar. Dünyanın dört bir yanında, onların suçsuz olduğunu haykıran mitingler, eylemler, protesto gösterileri yapıldı. Bu görkemli desteğe rağmen, ABD emperyalizmi bu iki işçiyi elektrikli sandalyede idam etti. Büyük şair Nazım Hikmet, onların arkasından şu dizeleri yazmıştır: “Burjuvazi katletti içimizden ikimizi / Bu iki ölü, ölmeyen iki ölümüzdür / Burjuvazi kavgaya davet etti bizi / Daveti kabulümüzdür.”

 

25 Ağustos 1944- Paris, Nazi işgalinden kurtuldu.

Fransız Komünist Partisi (FKP) tarafından başlatılan direniş, Sovyetler Birliği’nin Nazi ordusunu püskürtmesi üzerine, büyük bir ayaklanmaya dönüştü ve işgal altındaki Paris kurtuldu. FKP, o dönem verdiği destansı direnişi ve kayıplarıyla “şehitler partisi” olarak anılmaya başladı.

 

29 Ağustos 2016- Vedat Türkali öldü.

 

24 Temmuz 2002- Adnan Yücel öldü

Alnınızda dalgalanan bayraklar adına

bayraklarda yaşayan ölümsüzler adına

durmak yok bu koşuda, teslim olmak yok

ağıt yok dilimizde dizlerde, titreme yok

kaç güneş sönerse sönsün içimizde

hep aydınlıkta yakalayacağız ölümü

ya şafak sökerken

ya güneş yükselirken

sizin sesiniz olup sizi haykıracağız

Biz kazanacağız!

Kavganın şairi Adnan Yücel, 12 Eylül’ün en karanlık yıllarında, umudunu kaybetmeyenlerdendi. Bu umut ve arayış, onu ihtilalci komünistlerle buluşturdu. En güzel ürünlerini o yıllarda verdi. 12 Eylül karanlığına karşı verilen görkemli direnişten ilham alarak şiirlerini yazdı. “Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek”  şiir kitabı, onun sanatının doruğudur. Bu kitap için övgüde bulunanlara, “yazana değil, yazdırana bakmak lazım” diyerek, sanatın dayanması gereken doğru rotayı gösteriyordu. Sonrasında Kürt halkının direnişini “Ateşin ve güneşin çocukları” adlı şiir kitabında ölümsüzleştirdi. “Çukurova Çeşitlemesi”, “Gelenek Tohumu” gibi eserleri, şehitlerimizin görkemli yaşamlarını ve direnişlerini anlatır.

 

14 Ağustos 1956- Bertolt Brecht Öldü

Yazdığı şiirler ve oyunlar, bugün bile dünyada milyonlarca işçi ve emekçi tarafından, devrimciler tarafından bilinen Brecht, Alman faşizmine karşı mücadele içinde yer alan, sanatla devrim, sanatçıyla parti arasındaki ilişkiyi güçlü bir biçimde tanımlayan bir şairdir. Gerek şiirlerinde, gerekse tiyatro eserlerinde, faşizme karşı mücadele, yeraltı savaşımı ve direniş önemli bir yer tutar. Sanatını mücadelenin içinde yoğurarak, gittikçe olgunlaştı ve faşizme karşı mücadelede şiirlerini bir silaha dönüştürdü. O savaşın yıkımı karşısında direnci, inancı aşıladı işçilere ve emekçilere. Sade ama son derece güçlü bir anlatıma sahip olan eserleri, bugün de değerinden kaybetmemiştir.

Gelecek olan savaş / İlk savaş değil. / Daha önce / Başka savaşlar da oldu. / En sonuncusu bittiğinde / Kazananlarla yenilenler vardı. / Yenilen yanda yoksul halk / Açlıktan kırıldı. /Kazanan yanda / Açlıktan kırıldı yine yoksul halk.

 

Ağustos 1895- Engels öldü

Marks’la beraber, bilimsel sosyalizmin kurucusu olan Friedrich Engels, ML’nin bir bilim olarak ortaya çıkması ve yayılmasında büyük katkıları olmuş bir ustadır. Buna rağmen kendisini, Marks’tan sonraya koyar, “ikinci keman” kabul eder. Askeri konulardaki ilgisi ve yeteneğinden dolayı “General Engels” ismini de taşımaktadır. Lenin 1895 yılında Engels’in ölümünün ardından yaptığı konuşmasına şöyle başlamıştı:

“Nasıl bir zekâ meşalesi söndü / Nasıl bir yürek durdu!

5 Ağustos 1895’te Friedrich Engels, Londra’da öldü. Dostu (1883’te ölen) Karl Marks’tan sonra, Engels, bütün uygar dünyanın modern proletaryasının en yetkin bilim adamı ve öğretmeniydi. Kaderin Karl Marks ve Friedrich Engels’i biraraya getirdiği andan bu yana, iki arkadaş yaşamları boyunca çalışmalarını ortak bir davaya adadılar. Ve bu yüzden Friedrich Engels’in proletarya uğruna neler yapmış olduğunu anlamak için, çağdaş işçi sınıfı hareketinin gelişiminde Marks’ın ögretisi ve çalışmasının önemi konusunda açık bir fikre sahip olmak gerekir. Marks ve Engels, işçi sınıfı ve onun istemlerinin, burjuvazi ile birlikte kaçınılmaz olarak proletaryayı yaratan ve örgütleyen mevcut iktisadi sistemin zorunlu bir sonucu olduğunu ilk gösterenlerdir. Onlar, insanlığı onu halen ezmekte olan kötülüklerden kurtaracak olanın, yüce duygulu bireylerin iyi niyetli girişimleri değil de, örgütlenmiş proletaryanın sınıf savaşımı olduğunu gösterdiler. Marks ve Engels, bilimsel çalışmalarıyla, sosyalizmin, hayalcilerin bir buluşu olmadığının, ama modern toplumdaki üretici güçlerin gelişmesinin nihai amacı ve zorunlu bir sonucu olduğunun ilk açıklamasını yapanlardır…*

Marks’ın kızı Elenor Marks ise şunları söylemiştir:

“Bu yürekli demircinin örsteki çekiç sesi artık işitilmeyecektir. Usta işçi yıkıldı; güçlü ellerinden düşen çekiç yerdedir ve belki de orada uzun süre kalacaktır. Ama onun döverek yarattığı silahlar yerli yerindedir, sağlam ve pırıl pırıl… Yeni silahlar yaratmak çoğumuza vergi değilse de, en azından hepimiz üzerimize düşeni yapmalıyız. Bize teslim edilen silahları paslanmaya bırakmamalıyız. Bu silahlar ancak böyle davranmakla, bize zaferi sağlayacaktır ve onun için yapılmıştır.”

 

Temmuz Ayında Şehit Düşen İhtilalci Komünistler

17 Temmuz 1980- Kenan Özbilek: Önce sivil faşistlerle, ardından polisle girdiği bir çatışmada ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. O haldeyken işkence yapıldı ve katledildi.

29 Temmuz 1991- Yunus Durmaz: Düşmanla giriştiği bir çatışma sonrası uzaklaşırken, elinden düşen bombanın yakında oynayan çocuklara zarar vermemesi için üstüne kapandı, yaşamını kaybetti.

26 Temmuz 1996- Tahsin Yılmaz

27 Temmuz 1996- Ulaş Hicabi Küçük

27 Temmuz 1996- Osman Akgün: ‘96 Ölüm Orucu eyleminde ölümsüzleştiler.

‘96 ÖO’da direniş meşalesi; Osman Akgün

1965 yılında Rize’de doğdu. ’80 öncesi yıllarda Kocasinan Lisesi’nde okurken mücadeleyle tanıştı. Henüz genç bir antifaşist iken, 12 Eylül cuntasının gelmesiyle birlikte, tasfiyeciliğin batağına saplananlarla mücadele etti. İhtilalci komünistlerle tanışana kadar kendini ve yakın çevresinin devrimci yapısını korumayı başardı. Derneklerde tiyatro ve halk oyunları öğretmenliği yaptı. Fedakar kişiliğiyle, bulunduğu her alanda öne çıkar, kendini sevdirir ve kabul ettirirdi. O günlerden başlayan bir “Osman dostları” çevresi vardı etrafında.

1990 Temmuzu’nda ihtilalci komünistlerle tanıştı Osman. Görüşlerini benimsedi ve kavgada yerini aldı. Osman Yaşar Yoldaşcan Müfrezesi’nin ilk üyelerinden oldu. Aldığı tüm görevleri titizlikle yaptı. Pratik zekasıyla her sorunu halletmeye çalıştı. Yoldaşlarını koruma duygusu ve refleksi çok güçlüydü.

Osman’ın dışarıdaki mücadelesi kısa sürdü. Fakat bu kısa süreye çok şey sığdırdı. Kuruluş yıldönümünde yapılan bir eylemin hazırlığı sırasında polisle çatışmaya girdi, ağır yaralı olarak yakalandı. Gayrettepe işkencehanelerinden başı dik çıktı. Hapishanelerde de hep özgürlük tutkusuyla yaşadı. ’95 yılında yarım kalan özgürlük eyleminin mimarlarındandı. 4 Ocak 1996’da gerçekleşen Ümraniye katliamında da üç gün boyunca barikatların başında oldu.

1998’de tüm hapishanelerde genel direniş başladığı zaman, ölüm orucuna gönüllü olduğunu bildirdi yoldaşlarına. Ölüme yaklaştığı zamanlarda da yoldaşlarına şunları yazdı: “Ben ölümle ilk kez burada karşılaşmıyorum… Ölümle yüzyüze kaldığım her tarihte ölümün üzerine giderek onu yendim. Ölüm ne ki, önemli olan yüzümüzün düşmana dönük, başımızın dik olmasıdır.” Sayıklamalarında bile düşmanla savaştı, tıpkı kendisine hep örnek aldığı Fatih yoldaşı gibi… Ve 69. gün ölümü yenerek ölümsüzler kervanına katıldı.

Bu yazılara da bakabilirsiniz

Cumartesi Anneleri, kayıplarını aramaya devam ediyor

Cumartesi Anneleri 708’inci haftada, tüm baskı ve engellemelere rağmen, kayıplarını sormak için yeniden eylemdeydi. İHD’nin …

10 Ekim Ankara Katliamı’nda asıl failler yargılanmadı

10 Ekim Ankara Katliamı davası, 31 Temmuz-1 Ağustos günlerinde yapılan duruşmalarla karara bağlandı. Kararda, katliamın …